Bazı geceler gökyüzü,
Şefkatle okşar yeri.
Serer üzerine, nurdan örtüsünü
Yavaş yavaş…
Yorulup sahibine dönen
Hayrandır, her bakış.
Her zerrede bir nakış,
Nakışlar dönüyor, nakışlar soğuk
Her nakış, bir haykırış
Mühür vurur nakkaş,
İlmek atılır, yorgan büyür,
Bütün kâinat örtüye bürünür.
Giyer hırkalarını ağaçlar,
Ve park edersin, ve park edersin,
Lekeler kapanır bir bir
Günaha tahammül yok
Kusurlara çekilir perde
Bir bir iner melekler
Halka tamamlanır,
Mühür vurulur.
Kaldır başını, sema dönüyor
Yoksa âlem mi dönüyor
Zannetme ki bir âlem dönüyor
Vardan öte, her şey dönüyor
Ya Hû, neler oluyor?
Her bir tane semaya durmuş
Gökte arılar oğul veriyor
Zerreler uçup geliyor
Taneler dönüp duruyor
Beden üşüyor, ruha heyecan geliyor
Karda ayak sesleri
“Hatır hutur, hatır hutur”
Gölgemiz izler bizi,
Ele verir, izler bizi
Ay doğar, köpek havlar
Gece ayaza keser
Keser kulakları, elleri
Aç kalan serçeleri gözetir,
Kalbi tükenmemiş bir iyilik meleği
Gariplere çiledir kar
Beyaz bir çile
İlmek ilmek örülen
Gökyüzünden
Döne döne süzülen
İliklere işleyen
Soğuk bir çile
Bazı hanelerde neşedir kar
Elde fincan, avuçta kestane
Zerrelerin raksını izlemek
Keyif verir…
Çarşaf serilir, ruhlar dinlenir
Sokaklardan el ayak çekilir
Öyle gecelerde
Varsa evde bir dede yahut nine
Eski âlemlere gidilir.
Ayılar, kurtlar canlanıp gelir
Masal tadında sohbet edilir
Ve tadı unutulmaz öylesi gecelerin
Kar; buz olur, kürtük olur
Kapanır yollar,
Mahsur kalır köylü,
Anlayamadan,
Bazı kapanmaların güzelliğini.
Kurtlar inerdi eskiden
Kar yağdığında köylere
Alır götürürdü ne bulursa,
Kar yağmaz oldu şimdilerde
Ama kurtlar yine de inmede
Benliğimize, kimliğimize
Alıp götürmede bizi, bizliğimizi
Ciddi misin…
Nerede kaldı,
Damları aşan, yolları kapatan,
Çığ olup düşen, sel olup akan karlar
“Kar yılı var yılı” derdi, atalar.
Sofralardan bereket, dağlardan kar gitti
Masallar; ardından, mektuplar gitti
Kaf dağını özledik,
Biz böyle değildik, ne oldu halimize
Semadaki melekler, galiba küstü bize…
Galiba küstü bize…



