iş bu İstanbul benim için
bin dört yüz elli üç sahifeden ibaret olup
bir Hezarfen Ahmet Çelebi uçuşudur
Galata’dan Üsküdar’a hatıralar götürecek
kanatlarıyla yükselecek, hayalleriyle düşecek
iş bu İstanbul canım için
boğazı uzun, vapurları şen, tepe sayısı yediden ibaret olup
bir sürü hüznü taşıyan evler, yalılar ve kapalı çarşılarla
iki tarafı bir araya getirecek akıntı burunlu süslü bir boğazda
sanki kara önlüklü beyaz işlemeli öğrenci yakası gibidir
iş bu İstanbul benim için
Topkapı Saray’ından Gülhane’ye uzanan yeni bir sayfada
kuşların uçuştuğu yollarda ağızlarında martıların sessizliğidir
erguvanlar açtıracak bir şehrin yüzlerinde tüm kırışıklığıyla
işinde gücünde insanların göğsünde huzurlu günler duasıdır
iş bu İstanbul kanım için
yüzü henüz tam bir eylül görmemiş gazellerin yalnızlığıyla
Sultan Ahmet’ten göğe açılan ellerle koca bir umuttur
seksen altıda güvercinlere fırlatılmış küçücük bir dünyanın
yirmi üçte Eminönü’nde hayata başlayan kara kalem fotoğrafıdır
iş bu İstanbul benim için
Taksim’de bir çiçekçi sırasında en yeni aşklara inanmış
Beşiktaş’ta bir meydana bırakılmış tek kişilik sinema biletidir
Kadıköy’de süslenmiş bir balonun en içten sevgilerle yanmasıdır
bir sabahı Eyüp bir akşamı Çamlıca sonrası alın yazı



